Mantar enfeksiyonlarında dış genital organlarda yanma

Geniş spektrumlu olarak tabir edilen güçlü antibiyotikler vajinanın pH dengesini bozarak mantar enfeksiyonu riskini arttırır.

En sık etkili olan ve mantar enfeksiyonu açısından riski arttıran antibiyotikler tetrasiklin ve penisilin grubu ilaçlardır.
Özellikle geceleri artan ve huzursuzluk veren kaşıntı ile kendini gösteren mantar enfeksiyonunda vajinadan salgılanan vajen salgısı miktarı artar.

Mantar enfeksiyonlarında dış genital organlarda yanma, kızarıklık, şişkinlik ve idrarla temasta yangı görülebilir.

Mantar enfeksiyonlarında her zaman akıntı söz konusu olmaz. Ancak var ise genellikle beyaz renkli ve süt veya peynir kesiği şeklinde parçalı halde olabilir. Kadınlar arasında değişiklik gösterebilir.

Vajnal mantar mutlaka muayen edilmeli ve doğru teşhis konmalıdır. Bazen bu enfeksiyon ile birlikte başka sağlık sorunları da görülebilir.

Vajinal mantara karşı ne yapılmalı?

Doktorun uyguladığı tedavi haricinde mutlaka pamuklu iç çamaşırı giyilmelidir. Naylon ve sentetik kumaşlardan kaçınmak gerekir. Vajina sürekli temiz tutulmalıdır ancak pH dengesini bozan duş jeli, sabun gibi ürünler kullanılmamalıdır.

Çamaşırlar kaynatılarak yıkanmalı ve ütülenmelidir.

Çamaşırlar sık sık değiştirilmelidir. Vajen salgısı artacağından nem oluşur ve nemlenen çamaşır enfeksiyonu tetikler.

Tahriş edici tuvalet kağıtları, kokulu ürünler, genital parfümlerden uzak durulmalıdır.

Tampon kullanılmamalı ve parfümlü prezervatif tercih edilmemelidir.

Dar kıyafetlerden kaçınılmalıdır.

G-string gibi rahatsız edici çamaşırlar tercih edilmemelidir.

Çikolata kisti hangi durumlarda gebeliğe engel olabilir

Rahim iç dokusunun vücudun başka bir yerinde de oluşması durumu çikolata kisti olarak adlandırılır. Rahim içinde olması gereken endometrium bazen rahim dışında yumurtalıklara, karın iç boşluğuna, rahim üzerine ve fallop tüplerine konumlanır.

Nedeni tam olarak bilinmemesine rağmen, endometrium tabakası, rahim içinde göstermiş olduğu davranışı rahim dışında da gösterir. Her ay hormonların etkisi ile kalınlaşan endometrium tabakası, doku kalıntılarını bir miktar kan ile vücut dışına atar. Ancak endometriumun üreme organlarına yerleşmesi halinde her ay gerçekleştirdiği davranış sonucunda meydana gelen döküntüleri, çevre dokularda yapışıklığa neden olmaktadır. Bu davranışın etkisi de çikolata kisti ( endometriozis ) olarak ifade edilir.

Çikolata kisti neden oluşur?

Rahim dışında bir alanda (yumurtalıklarda, karın iç zarının üzerinde, rahmin üzerinde) çikolata kisti oluşmasının bilinen en temel sebebi genetik faktörlerdir. Ergenlik ve menopoz dönemleri (üreme dönemi) arasındaki kadınların yaklaşık olarak % 10’unda çikolata kisti görüldüğünü kaydeden Op. Dr. Koray Altunay, “Kısırlık sorunu olan kadınların ise yaklaşık % 40’ında kısırlığa sebep olan faktör olarak ortaya çıkar. Rahim iç dokusunun genellikle sağ ya da sol yumurtalıklarda, nadiren de her iki yumurtalıkta da oluşabilen çikolata kistleri, kanser ve benzeri zararlı oluşumlara dönüşmezler ve Ağrı, acı, kısırlık dışında hayati bir soruna sebep olmaz” dedi.

Çikolata kisti tedavisinde hangi yöntemler kullanılır?

Kadın Doğum ve Tüp Bebek Tedavisi Uzmanı Op. Dr. Koray Altunay, çikolata kistinin pek çok hastada acılı, ağrılı cinsel ilişki, yoğun şekilde karın ağrısı hissedilen adet kanamaları, bel ve bacaklarda ağrı şeklinde kendisini belli ettiğini kaydetti.

Çikolata kistlerinin tedavisinde genel olarak laporoskopi yani kapalı ameliyat yöntemine başvurulduğunu belirten Op. Dr. Koray Altunay, “Şiddetli kasık, karın, bel ağrısı yapan ileri düzeydeki çikolata kistinde en etkili yöntem cerrahi operasyondur. Genel olarak kapalı ameliyatla kistler çıkarılır, ancak yapışıklıklar oluşmuşsa açılarak deformasyonlar giderilebilir. Nadiren ameliyat yerine ilaç tedavisine başvurulur” şeklinde konuştu.

Çikolata kisti hangi durumlarda gebeliğe engel olabilir?

Çikolata kistinin gebeliğe engel olduğunun bilimsel olarak da kanıtlandığını kaydeden Op. Dr. Koray Altunay, endometriumun hangi durumlarda gebeliği önlediğini ise şu şekilde anlattı: “Doğal yollarla gebelik elde edilebilmesi için rahim, rahim ağzı, yumurtalıklar ve tüplerin neredeyse tam fonksiyonla çalışıyor olması ve bu organlarda anomali bulunmaması gerekmektedir. Ancak yumurtalıklarda oluşan çikolata kistleri sağlıklı yumurtlamaya, tüplerde oluşan çikolata kistleri döllenen yumurtanın rahme ulaşmasına engel olabilmektedir.

Bununla birlikte kadının yumurta rezervini de azalttığından doğal yolla gebelik şansı da azalır. Ayrıca kadının adet döngüsü sürecinde rahim dışında oluşan bu kistler oluştukları yerde kanama yaparlar ve bu kanamalar da yapışıklıklara sebep olabilir. Bu yapışıklıklar tıbbi müdahalelerle açılmadığı sürece de doğal yollarla gebelik elde etmek mümkün olmayabilir.”

Kısırlık nedeni kist ise yumurta rezervi araştırılır

Gebe kalamayan kadınlarda yapılan tetkikler sonucunda çikolata kistinin tespit edilmesi halinde ise, öncelikli olarak kadınların yumurta rezervinin değerlendirildiğinin altını çizen Op. Dr. Koray Altunay, “Yumurta rezervinin gebelik için uygun olduğu vakalarda, kist tek taraftaki yumurtalıktaysa ve kadının yaşı ileri değilse kapalı ameliyatla kist alınır ve yaklaşık bir yıl kadının kendiliğinden gebe kalması beklenir. Fakat kadının yaşı 35’ten büyükse, yumurtalık rezervi düşükse ve kist çift taraflı yerleşmişse en doğru kısırlık tedavisi tüp bebek yöntemidir” dedi.

Sistitte risk faktörlerini tanımak

İdrar yolları enfeksiyonları olarak adlandırılan sistit, özellikle kadınlarda yaz aylarında sıklıkla ortaya çıkabiliyor. Temizliğinden emin olunmayan deniz ve kalabalık havuzların yol açtığı enfeksiyonlar, sistite yol açabiliyor. Sistitten korunmak için alınması gereken bazı önlemlerin yanında, hastalığa yakalanılması durumunda ise vakit kaybetmeden bir uzman yardımı alınması ve bilinçsiz ilaç kullanımından kaçınılması büyük önem taşıyor. Memorial Etiler Tıp Merkezi’nden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Selcen Bahadır, özellikle yaz aylarında kadınları etkileyen sistit ve sistitten korunma yolları hakkında bilgi verdi.
Sistit her iki kadından birini etkiliyor

İdrar yollarının iltihaplanması anlamına gelen sistit, idrar yolları ve üreme sisteminde sıklıkla ortaya çıkan hastalıklardan biridir. Görülme oranı kadınlarda çok daha yüksek olan sistit ile her iki kadından biri, yaşamı boyunca bir kez de olsa tanışır. En çok 20-40 yaş arası kadınlarda, bazen de çocukluk dönemi ve menopoz sonrasında da rastlanan bir durumdur. Kadınlarda, erkeklere oranla daha fazla görülmesinin nedeni, idrar yollarının erkeklere göre daha kısa olmasıdır. Tedavisi uygun ve zamanında yapılmadığında, ender de olsa mesane ve böbreklerde kalıcı hasarlar oluşturabilir.

Sistitin belirtileri nelerdir?

• İdrar yaparken yanma, sızı, ağrı, bazen bıçak keser tarzda ağrı olması
• Sık sık idrara çıkma ve az az idrar yapma
• Acil idrar yapma ve tam boşalamama hissi
• Kasıklarda ve göbek altında ağrı olması
• Cinsel ilişkide ağrı duyulması
• Kötü kokulu ve bulanık idrar
• İdrarda kan olması
• İlerleyen vakalarda ateş, terleme, bulantı-kusma

Sistitte risk faktörlerini tanımak önlem almanızı kolaylaştırır

Sistit için bazı risk faktörleri vardır. Gebelik, diyabet, menopoz dönemi ve yaşlılık, mesanenin tam boşalmasına engel nörolojik bir hastalık olması, ilk cinsel ilişki veya düzensiz cinsel ilişki bunlar arasında sayılabilir. Çevresel faktörler de hastalığın oluşumunda etkilidir. Bunlardan en önemlileri, genital hijyenin gerektiği şekilde sağlanamaması, kirli ve kalabalık havuzlara girilmesi gibi durumlardır.

Sistit olduysanız uzmana danışmadan antibiyotik kullanmayın

Sistit belirtileri görülmeye başlandığında kişi bazı kulaktan dolma bilgiler ve çevrenin tavsiye ettiği önlemler yerine mutlaka doktora başvurmalıdır. Hastaya ilk yapılacak tetkik, tam idrar tahlilidir. Hangi bakterinin olduğunu tanımlayabilmek için ise idrar kültürü gerekebilir. Hastada altta yatan taş veya tümör gibi başka bir hastalık düşünülüyorsa ek tetkiklere başvurulur.

Sistit tedavi edilmediği takdirde böbreklere zarar verebilir

Genellikle E.Coli adlı bakterinin neden olduğu bir hastalık olduğundan tedavide antibiyotikler ve idrar yolu temizleyicileri kullanılmalıdır. İdrar kültürü alındıysa, sonucuna göre tedavi şekillenmektedir. Uygun tedavi planı sonucunda şikayetler 24 saat içinde ortadan kalkar. Tedavide geç kalınması ya da bilinçsiz uygulamalar sonucunda hastalık ilerleyebilir ve böbreklere de yayılarak kronikleşebilir.

Sistitten korunmak için neler yapılmalıdır?

• Kişi tuvaleti geldiğinde mutlaka gitmelidir, idrar tutmak herkes için sakıncalıdır.
• Tuvaletten sonraki temizlik önden arkaya doğru olmalıdır. Tam tersi durumda makat bölgesi bakterileri idrar ve genital bölgelere taşınmış olur.
• Enfeksiyon riskini arttıracağından, çok sık banyo yapmamaya ve uygun olmayan genital temizleme ürünleri kullanmamaya özen gösterilmelidir.
• Banyonun oturarak değil ayakta yapılması da genital ve idrar yolu enfeksiyonunu azaltabilecek bir önlemdir.
• Gün içinde su tüketimi en az 8 bardak olmalıdır. Su içilince bol idrara çıkılır ve bu durum bakterilerin idrar kesesinde kalmasına engel olup, dışarı atılmasını sağlar.
• Kahve, çay, alkol gibi içeceklerin tüketimi en aza indirilmelidir. Bunlar idrar kesesini uyarıcı içeceklerdir.
• Yaz aylarında kalabalık havuzlar tercih edilmemeli, havuz sonrası ıslak mayo ile zaman geçirilmemelidir.
• Pamuklu çamaşırlar tercih edilmeli ve her gün değiştirilmelidir. Sentetik iç çamaşırlar normal florayı olumsuz etkiler.
• Özellikle yaz döneminde çok sıkı kıyafetler genital bölgenin hava almasına engel olup, nemli kalmasına sebebiyet vererek, enfeksiyona yatkınlığa neden olacağı için tercih edilmemelidir.
• İlk cinsel ilişki veya sık cinsel ilişki bakteri girişini dolayısıyla enfeksiyonu arttırır. Cinsel ilişkide korunma yöntemlerine mutlaka dikkat edilmelidir.
• Menopoz döneminde de enfeksiyona yatkınlık artar. Doktor önerisiyle uygun ilaçlar veya kremler kullanılmalıdır.

İdrar yolları enfeksiyonları olarak adlandırılan sistit, özellikle kadınlarda yaz aylarında sıklıkla ortaya çıkabiliyor. Temizliğinden emin olunmayan deniz ve kalabalık havuzların yol açtığı enfeksiyonlar, sistite yol açabiliyor. Sistitten korunmak için alınması gereken bazı önlemlerin yanında, hastalığa yakalanılması durumunda ise vakit kaybetmeden bir uzman yardımı alınması ve bilinçsiz ilaç kullanımından kaçınılması büyük önem taşıyor. Memorial Etiler Tıp Merkezi’nden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Selcen Bahadır, özellikle yaz aylarında kadınları etkileyen sistit ve sistitten korunma yolları hakkında bilgi verdi.
Sistit her iki kadından birini etkiliyor

İdrar yollarının iltihaplanması anlamına gelen sistit, idrar yolları ve üreme sisteminde sıklıkla ortaya çıkan hastalıklardan biridir. Görülme oranı kadınlarda çok daha yüksek olan sistit ile her iki kadından biri, yaşamı boyunca bir kez de olsa tanışır. En çok 20-40 yaş arası kadınlarda, bazen de çocukluk dönemi ve menopoz sonrasında da rastlanan bir durumdur. Kadınlarda, erkeklere oranla daha fazla görülmesinin nedeni, idrar yollarının erkeklere göre daha kısa olmasıdır. Tedavisi uygun ve zamanında yapılmadığında, ender de olsa mesane ve böbreklerde kalıcı hasarlar oluşturabilir.

Sistitin belirtileri nelerdir?

• İdrar yaparken yanma, sızı, ağrı, bazen bıçak keser tarzda ağrı olması
• Sık sık idrara çıkma ve az az idrar yapma
• Acil idrar yapma ve tam boşalamama hissi
• Kasıklarda ve göbek altında ağrı olması
• Cinsel ilişkide ağrı duyulması
• Kötü kokulu ve bulanık idrar
• İdrarda kan olması
• İlerleyen vakalarda ateş, terleme, bulantı-kusma

Sistitte risk faktörlerini tanımak önlem almanızı kolaylaştırır

Sistit için bazı risk faktörleri vardır. Gebelik, diyabet, menopoz dönemi ve yaşlılık, mesanenin tam boşalmasına engel nörolojik bir hastalık olması, ilk cinsel ilişki veya düzensiz cinsel ilişki bunlar arasında sayılabilir. Çevresel faktörler de hastalığın oluşumunda etkilidir. Bunlardan en önemlileri, genital hijyenin gerektiği şekilde sağlanamaması, kirli ve kalabalık havuzlara girilmesi gibi durumlardır.

Sistit olduysanız uzmana danışmadan antibiyotik kullanmayın

Sistit belirtileri görülmeye başlandığında kişi bazı kulaktan dolma bilgiler ve çevrenin tavsiye ettiği önlemler yerine mutlaka doktora başvurmalıdır. Hastaya ilk yapılacak tetkik, tam idrar tahlilidir. Hangi bakterinin olduğunu tanımlayabilmek için ise idrar kültürü gerekebilir. Hastada altta yatan taş veya tümör gibi başka bir hastalık düşünülüyorsa ek tetkiklere başvurulur.

Sistit tedavi edilmediği takdirde böbreklere zarar verebilir

Genellikle E.Coli adlı bakterinin neden olduğu bir hastalık olduğundan tedavide antibiyotikler ve idrar yolu temizleyicileri kullanılmalıdır. İdrar kültürü alındıysa, sonucuna göre tedavi şekillenmektedir. Uygun tedavi planı sonucunda şikayetler 24 saat içinde ortadan kalkar. Tedavide geç kalınması ya da bilinçsiz uygulamalar sonucunda hastalık ilerleyebilir ve böbreklere de yayılarak kronikleşebilir.

Sistitten korunmak için neler yapılmalıdır?

• Kişi tuvaleti geldiğinde mutlaka gitmelidir, idrar tutmak herkes için sakıncalıdır.
• Tuvaletten sonraki temizlik önden arkaya doğru olmalıdır. Tam tersi durumda makat bölgesi bakterileri idrar ve genital bölgelere taşınmış olur.
• Enfeksiyon riskini arttıracağından, çok sık banyo yapmamaya ve uygun olmayan genital temizleme ürünleri kullanmamaya özen gösterilmelidir.
• Banyonun oturarak değil ayakta yapılması da genital ve idrar yolu enfeksiyonunu azaltabilecek bir önlemdir.
• Gün içinde su tüketimi en az 8 bardak olmalıdır. Su içilince bol idrara çıkılır ve bu durum bakterilerin idrar kesesinde kalmasına engel olup, dışarı atılmasını sağlar.
• Kahve, çay, alkol gibi içeceklerin tüketimi en aza indirilmelidir. Bunlar idrar kesesini uyarıcı içeceklerdir.
• Yaz aylarında kalabalık havuzlar tercih edilmemeli, havuz sonrası ıslak mayo ile zaman geçirilmemelidir.
• Pamuklu çamaşırlar tercih edilmeli ve her gün değiştirilmelidir. Sentetik iç çamaşırlar normal florayı olumsuz etkiler.
• Özellikle yaz döneminde çok sıkı kıyafetler genital bölgenin hava almasına engel olup, nemli kalmasına sebebiyet vererek, enfeksiyona yatkınlığa neden olacağı için tercih edilmemelidir.
• İlk cinsel ilişki veya sık cinsel ilişki bakteri girişini dolayısıyla enfeksiyonu arttırır. Cinsel ilişkide korunma yöntemlerine mutlaka dikkat edilmelidir.
• Menopoz döneminde de enfeksiyona yatkınlık artar. Doktor önerisiyle uygun ilaçlar veya kremler kullanılmalıdır.